Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
ciro etmek
Anlamı:

1. bir ticaret senedinin veya çekin arkasına gereken yazıyı yazmak

Örnek:

1. Ettiğim masrafın yüzde elli kârını bulsam Madam Elizabeth'in pansiyonuna ciro edeceğim.

1. Ettiğim masrafın yüzde elli kârını bulsam Madam Elizabeth'in pansiyonuna ciro edeceğim.


çiroz
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yumurtasını atarak zayıflamış uskumru balığı

2. Bu balığın kurutulmuşu

3. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Çok zayıf (kimse)


Lisan : Rumca

çirozlaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çirozlaşmak işi


çirozlaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Uskumru, yumurtasını atarak zayıflamak

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çok zayıflamak


çirozluk
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Zayıflık, kuruluk


çırpabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çırpabilmek işi


çırpabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Çırpma ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Çırpmaya gücü yetmek

3. Çırpma becerisi bulunmak


çırpı

İlgili Kelimeler:

çırpı ipi, çalı çırpı, bir çırpıda

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Dal, budak kırpıntısı

Örnek:

1. Bir çırpıya benzeyen kolunu sol tarafta bir yere uzattı.

1. Bir çırpıya benzeyen kolunu sol tarafta bir yere uzattı.

2. Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi

3. Çok zayıf


çırpı gibi
Anlamı:

1. çok ince, çok zayıf (kol ve bacak)


çırpı ipi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İki nokta arasında düzgünlüğü sağlamak için kullanılan ip


çırpı vurmak
Anlamı:

1. boyaya batırılmış ipin gerilip çabucak çırpılmasıyla yüzeylere çizgi çekmek


çırpıcı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çırpma işini yapan kimse veya şey

2. Yazma kumaş işlerini, boyaları tutsun diye deniz suyunda çırpan kimse

3. teknik , teknik , teknik , teknik , Pişirmeden önce malzemeyi çırpan, karıştıran elektrikli alet, mikser


çırpıcılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çırpıcının yaptığı iş


çırpılabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çırpılabilmek işi


çırpılabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çırpılma ihtimali veya imkânı bulunmak


çırpılma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çırpılmak işi


çırpılmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çırpma işine konu olmak


çırpınabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çırpınabilmek işi


çırpınabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çırpınma ihtimali bulunmak

2. Çırpınmaya gücü yetmek


çırpınış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çırpınma işi

Örnek:

1. O, şimdi herkes uyurken gündüzki yorgunluklarının, çırpınışlarının beyhudeliğini anlamıştı.

1. O, şimdi herkes uyurken gündüzki yorgunluklarının, çırpınışlarının beyhudeliğini anlamıştı.


çırpınıverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çırpınıvermek işi


çırpınıvermek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ansızın çırpınmak


Telaffuz : çırpını'vermek

çırpınma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çırpınmak işi

Örnek:

1. Elleri ateşe, çırpınmaya karşı duyarsızlaştı.

1. Elleri ateşe, çırpınmaya karşı duyarsızlaştı.


çırpınmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Acı ile debelenmek

Örnek:

1. Bir oltanın iğnesinde çırpınan bir balık.

1. Bir oltanın iğnesinde çırpınan bir balık.

2. Kaslar birdenbire kendiliğinden ve düzensiz bir biçimde kımıldamak, ihtilaç etmek

3. Ses çıkararak hafifçe dalgalanmak

Örnek:

1. Bayrakları arzularımla çırpınan gemiler bir gün sırtlayıp beni götürdüler.

1. Bayrakları arzularımla çırpınan gemiler bir gün sırtlayıp beni götürdüler.

4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Ne yapacağını şaşırmış bir durumda üzülmek ve telaşlanmak

Örnek:

1. Beğeniyor musun şu yaptıklarını, ne olacak şimdi, ne yapacağız diye çırpınıyordu.

1. Beğeniyor musun şu yaptıklarını, ne olacak şimdi, ne yapacağız diye çırpınıyordu.

5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çok istenilen bir şeyi gerçekleştirebilmek için aşırı derecede çaba harcamak

Örnek:

1. O onurlu ve soğukkanlı adam, gözlerini açarak daha çok şey öğrenmek için çırpınıyordu.

1. O onurlu ve soğukkanlı adam, gözlerini açarak daha çok şey öğrenmek için çırpınıyordu.


çırpıntı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çırpınma

2. Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması

3. tıp , tıp , tıp , tıp , Ruhsal gerginliğin dışa vurulması, ajitasyon

4. tıp , tıp , tıp , tıp , Aşırı uykusuzluk, huzursuzluk, titreme, silkinme durumu